Tatvan çarşı merkezinde yürürken sizin veya bir yakınınızın kafasına her an bir buz kütlesi düşebilir ve orada ölebilirsiniz! Tatvan’da yaşıyor veya içinden geçerken durup herhangi bir sebeple kaldırımda yürüyorsanız, böyle bir riskiniz var demektir!
Maalesef bu korkunç ve ilkel olasılık, ihtimal dahilinde!
Tarih 6 Şubat 2016. Tatvan Cumhuriyet Caddesi üzeri, sabahın erken saatleri, 60 yaşındaki Asım Acar kendi halinde kaldırımda yürürken, önünden geçtiği 6 katlı binanın çatısında birikmiş büyük bir kar kütlesi aniden harekete geçiyor. Talihsiz adamın üzerine düşüyor. Olay yerinde ölüyor. Kar o kadar çok ve süratli ki, park halindeki bir otomobil hurdaya dönüyor.
Tarih 15 Ocak 2019. Tatvan İşletme Mahallesi Hal Caddesi, öğlen saatleri. Yine 6 katlı bir binanın çatısında biriken kar kütleleri ve buz sarkıtları birlikte kopup hızla yere iniyor. Bu kez 47 yaşındaki Abdurrahim Güler isimli vatandaş altında kalıyor. Ağır yaralı halde hastaneye sevk ediliyor ama kurtarılamıyor.
Tarih 6 Ocak 2026, 3 gün önce. Tatvan Cumhuriyet Caddesi, öğleden sonra. 21 yaşındaki Ayşe İder isimli üniversite hazırlık öğrencisi genç kız, kaldırımda yürürken, 8 katlı bir binanın çatısından kopan kar ve buz kütlelerinin altında kalıyor. Ağır yaralı halde hastaneye kaldırılmasına rağmen kurtarılamıyor. (Müdahale faciası, trafik nedeniyle ambulansın 45 dakika gecikmesi falan da var.)
Tatvan’ın yakın geçmişine bakın, bu tip olaylar say say bitmez. Ölümle burun buruna gelen, yaralı kurtulan, büyük-küçük, kadın-erkek onlarca mağdur var.
Peki bu nasıl bir saçmalık ve bu işlerin sorumlusu, faili kim? Açık ve net: Tatvan Belediyesi. Ahalinin kış mevsiminde yolda yürürken önüne değil, kafaları yukarıda, çatılara bakarak yürümesi mümkün olmadığına göre, bu saçmalığa bir çözüm bulmak, ölümlerin önüne geçmek zorunda olan kurum Tatvan Belediyesi.
Nasıl mı? Çok basit. Bir tane ortalama zekaya sahip personelin eline bir adet kağıt kalem verecekler, bir de yarım günlük bir görev yazacaklar. Bu personel Tatvan çarşısını boydan boya yürüyecek, çatılarında kar biriken ve buz sarkıtları oluşan binaların isimlerini elindeki kağıda sırayla yazacak.
Sonra bu A4 kağıdını götürüp Belediyenin ilgili birimine teslim edecek. İlgili birim çark edecek, caddeye çıkacak, sarkıtları kıracak yada bina sahiplerine kırdıracak, çatısında kar biriken binalara aynı uygulamayı yapacak. Koltuklara yayılıp “bir yerlerden kar düşsün, insanlar ölsün sonra çıkıp temizleriz” diye gevşeklik etmeyecek!
Ne kadar kolay ve basit, değil mi? İlçeye kanalizasyon, içme suyu şebekesi, atık tesisi falan yapılmayacak yani. Vatandaşın can güvenliği için birkaç tane buz kırılacak! Çatılardaki kar kütleleri kimsenin katili olmadan yere indirilecek.
Tavsiyem; eğer bu söylediklerim üzerine kafaları karışıyor ve tüm bunları nasıl yapacaklarını kavrama noktasında güçlük çekiyorlarsa, çevre illerdeki belediyelerden yardım almalarıdır! Sonuçta, bilmemek ayıp değil, öğrenmemek ayıptır! Utanılacak bişey yok…
Ayrıca kalıcı çözüm olarak, çatı güvenliğini tesis etme bakımından, kar tutucu ve buz sarkıtlarını önleyici yöntemlerin ne olduğunu, belediyelerin “gömme/gizli çatı sistemlerini” nasıl uyguladığını da bu sayede keşfedebilirler!
Hayalleri olan bir genç kızın çok ucuz ve acılar içinde hayatını kaybetmesinin ve ailesinin yüreğine tarifi imkansız acılar zerk edilmesinin sorumlusu olan Ey sayın Tatvan Belediyesi; düşen kar kütlesi ile buz sarkıtlarının altında kalan aslında sizsiniz! Uyanın artık…
Allah korusun orada ölen sizin kendi çocuğunuz, veya yakınınız da olabilirdi. Tedbir almak sizin hem kanuni hem vicdani, hem ahlaki sorumluluğunuz!
Farkında mısınız bilmiyorum ama, bu gün sizin yönettiğiniz Tatvan’da çocuğunu okula gönderen her annenin yüreğinde benzer bir endişe, panik, huzursuzluk, merak ve korku var!
****
Bu arada Tatvan Belediyesinin olay sonrası yaptığı açıklamayı okudum. Akıllara zarar ve Belediye Kurumunu küçük düşürücüdür. Başsağlığı dilekleri ile halkı dikkatli olmaya davet eden açıklamada, deniliyor ki: “Yapı ruhsatlarında çatı güvenliğini zorunlu tutuyoruz, eski binalarda ise bina yönetimi ve maliklere defalarca ihtar ve uyarılarda bulunuyoruz. Ama dikkate alınmıyoruz. Bundan sonra soruşturma ve cezai işlemleri kararlılıkla yapacağız”
Sanırım sehven yazılan bu açıklamanın meali: “biz bu işi beceremedik, kimseye sözümüzü dinletemedik ve sonunda bir insan öldü” şeklindedir.
Efendiler, o koltuklar ağlama, acziyet gösterme, bahane arama, kıvranma yeri değildir. 3194 sayılı İmar Kanunu ve 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun size yüklediği görev ve sorumluluklar nettir. Sonuçta insanlar ölüyorsa, belediye olarak neye mal olursa olsun, gider gereğini yaparsınız. Ya bu deveyi güder, ya bu diyardan gidersiniz! Bu kadar basit…
(Bu arada yazının ortalarında son olaydaki kurtarma rezaletinden bahsetmiştim. Hepimizin içini yakan, olay anını güvenlik kameraları kaydetmiş. Defalarca izledim. Olay kadar, genç kıza müdahale şekli de fecaat. Adamlar, kar kütlesinin alında kalan ve muhtemelen kırıkları ve iç kanaması olan genç kızı, yere vura vura 3 hamlede kaldırımdan çekip asfaltın ortasına fırlatıyorlar. Bu nasıl bir ilkellik. Diyecek söz bulamadım. Abi siz mümkünse bir daha kimseyi kurtarmayın olur mu?)