Bir avukat; gecenin saat üç buçuğu, hava buz gibi, elleri arkadan kelepçeli, iki dakika önce orada iki insan öldü. Zanlısı olarak Maraş Caddesinde kaldırım kenarına oturtulmuş, etrafında polisler, avazı çıktığı kadar bağırıyor.

Olay henüz çok sıcak. Muhtemelen evde uyuyan yakınlarının haberi yok. Tam arkasında ağabeyi, yere yatırılmış, polisler ters kelepçe takıyor. Az ötede öldürülmüş bir baba, bir oğul var.

Kibirin, egonun iki aileyi karanlığa gömdüğü bir vahşet gecesi…

*****

Van’da hepimizin yüreğini yakan, abi kardeşin otel işletmecisi baba oğulu acımasızca katlettiği cinayet gecesinden bahsediyorum. Günlerdir televizyon ekranlarına, sosyal medyaya düşen görüntüleri izliyor, kahroluyoruz

Ölenlerin yakınları tarifi imkansız bir acı içinde, zanlılarınki durduk yere kendilerini içinde buldukları kan davasının şaşkınlığında. İki taraf için de artık hiçbir şey bir gün önceki gibi olmayacak. O lanet tetiğe basıldığı an, kabusun başladığı, telafisi imkansız bir yıkım anı oldu!

Değer miydi?

*****

Her iki aile, tesadüfen, çok eskiden beri, özellikle büyüklerini yakından tanıdığım aileler. Size şu kadarını söylemeliyim; bu tür olaylara karışacak belki de son ailelerdi…

Ancak kibirin pençesine düşmüş, öfkesini kontrol edemeyen iki kardeşin hatası, maalesef hayatı hem kendilerinin hem karşı tarafın, yakınlarına, annelerine, babalarına, kardeşlerine, eş ve çocuklarına zindan etti.

*****

Cinayetler Cumartesi’yi Pazar’a bağlayan o uğursuz gecede meydana gelmişti. Anlaşılan bir gece önce, kardeşlerden avukat olan, Maraş Caddesi üzerindeki otelin restoranında alkol almış ve otel görevlileri ile tartışmış. Ertesi gece başka bir mekanda alkol alan avukat, yanına ağabeyini alarak hesap sormak üzere otelin kapısına dayanmış.

Kamera görüntülerinde otel sahibi ve oğlu ile tartışırken, önce aracının bagajından bir çubuk çıkarıp babanın kafasına indiriyor. Sonra yumruk atıyor. Olaya ağabey dahil olunca, babasını kurtarmak isteyen oğul cebinden kurusıkı olduğu anlaşılan bir tabanca çıkarıyor ve peşpeşe ateş ediyor. Bu da çok yanlış…

Ancak iş işten geçiyor, yumruklu kavga, silahlı kavgaya dönüyor. Öfkesini kontrol edemeyen kardeşlerden biri peş peşe sıkıyor, diğeri yerdekileri tekmeliyor…

Görüntülerin tamamı adli makamların elinde var. Soruşturma ve kovuşturma aşamalarını ilerleyen zamanlarda takip edeceğiz. Fakat işin birde bizim yöreye has sosyolojik bir boyutu var. Maktullerin yakınları taziye kurmadı. Geleneklere göre bu; öç alma, sonra taziye kurma anlamına geliyor. Yani kan davası.

Kıymetli Muhsin Furat ve sevgili Sevgi Başıbüyük hanımefendi, dün konuyla ilgili VanEkspres’te çarpıcı birer yazı kaleme aldılar.

Furat: Çok önemli sosyolojik tespitler yaptığı yazısında diyor ki; “Binlerce yıllık köylü aşiret geleneği, oluşan siyasi sorunlardan ötürü köylerini geleneklerini ve mesleki uğraşlarını geride bırakıp Van’a yerleşti.

Gel zaman git zaman aradan 30 yıl geçti.

Düğünlerde ağalar yuvarlak masada yer kapmak için kümes tavukları gibi yan yana sandalyeye sıkıştı.

Bilişim, tıp, hukuk, fen vs. mezunu “Z” kuşağı, “kimlerdensin?” sorusunu, hiç bir aşirete mensup değilse bile, anneden, dayıdan ordan burdan bir aşirete mutlaka bağladı”

Kıymetli Sevgi hanım ise: “Ben kendi memleketime gitmeye korkarken başka insanların Van’a gelebileceğini düşünüyor musunuz?”

, cümleleri ile gerçekleri suratımıza çarpıyor…

Farkında mısınız, bu yıl Van’da yaşanan kaçıncı cinayet oldu bu? Yetmedi mi artık? Herkesin gençlerine sahip çıkma zamanı gelmedi mi sizce de?

Çocuklarınızı, şu aşiretçilik kibiriyle yetiştirmekten ne zaman vazgeçeceksiniz? Bu şehirde hangi aşirete mensup olduğunuzun ya da ne kadar kalabalık bir aileye sahip olduğunuzun, ne kadar zengin olduğunuzun, mal mülk sahibi olduğunuzun sizi koruyamayacağını görmüyor musunuz?

İşte bakın, bir gün ölen ya da öldürülen tarafta olmaktan kaçışınız yok! Gözlerinizi ne zaman açacaksınız? Ateş bir gün sizin ocağınıza düştüğü zaman mı?

*****

Son olarak buradan bir de Van’daki kamu otoritesine seslenmek istiyorum: Affedersiniz ama bu şehirde hemen herkes nasıl oluyor da belinde silahla gezebiliyor? Ruhsatlı yada ruhsatsız! Halkın güvenliği bu kadar tehlikedeyken, siz o taş duvarlarla örülü şatolarınızdan ne zaman çıkmayı planlıyorsunuz acaba? Yoksa o koca koca, güvenlikli binalarınızda oturarak mı sağlamayı düşünüyorsunuz güvenliğimizi?