Bugün size, hemen hiçbir şeyin yolunda gitmediği Van’ımızda, yolunda gitmeyenler arasında hatırı sayılır yeri olan, önemli bir meseleyi, VOTAŞ meselesini anlatacağım. (Keşke güzel şeyler yazabilseydim, kaderimiz böyle, ne yapalım!)

Durduk yere kaosa bürünen Van Organize Tarım İşletmeleri A.Ş.’nin içine düştüğü anlamsız bir sıkıntı var!

Tarih 25 Mart 2025. Van Valiliğinde bir toplantı olur. Salonda Van Valisi, VOTAŞ Yönetim Kurulu Üyeleri, Kırmızı Et Üreticileri Birliği yetkilileri, Van Ticaret Odası, Van Ticaret Borsası Başkanları ve çok sayıda görevli vardır.

2006 yılında Erciş Karayolunun 20. Km’sindeki 4.000 dönümlük araziye kurulan, çok ortaklı Tarım İşletmesi meşhur VOTAŞ’ın yerinin, üzerindeki tüm varlıklarıyla beraber, 24 yıllığına, yıllık 5 Milyon TL brüt kira bedeliyle, Kırmızı Et Üreticileri Birliğine devredilmesi istenir. İddiaya göre VOTAŞ yetkilileri direnir, önce toplantıyı terk eder, sonra salona geri döner. Vali Dr. Ozan Balcı ağırlığını koyar, protokol imzalanır. Arazinin devri için, 30 Temmuz 2025’e kadar süre verilir.

125 ortaklı ve 2100 hisseli VOTAŞ’ın arazisinin, 3500 dönümünde yem bitkileri yetişmektedir, 35-40 Milyonluk gezici sulama sistemi kuruludur, 250 dönümünde 25.000 adet elma, nektarin ve erik ağacı dikilidir, 150 dönümünde biber, domates, salatalık, yeşil fasulye, kavun ve karpuz yetiştirilmektedir, kalan 100 dönümde, faaliyet olmamasına rağmen süt sığırcılığı, besicilik yapılabilecek ahırlar, doğumhaneler gibi bölümler vardır. Yeminli Mali Müşavirlik tespit raporuna göre, şirket değeri yaklaşık 320 Milyon TL’dir.

İmza atılmıştır, ancak içlerine oturan sıkıntı bir türlü atılamaz. Aylar hızlı geçer, devretme günü yani 30 Temmuz gelir çatar. Durumu kabullenemeyen VOTAŞ Yönetim Kurulu devri gerçekleştirmez. Başkan, Van’ın tanınmış İş insanlarından Yavuz Karaman, yönetim kurulu üyeleri ile bir karar alır, “İhtiyati Tedbir” talebiyle mahkemeye başvurur.

Durumu öğrenen VOTAŞ yönetim kurulunun bir başka üyesi, Van Büyükşehir Belediyesi kuruluşu olan Belvan adına Genel Sekreter Ulaş Akhan, karşı atak başlatır. Cayma kararı alınan toplantıya davet edilmediği gerekçesiyle, bir üst mahkemeye, bu kararın iptali için yeni bir “İhtiyati Tedbir” davası açar.

Aynı zamanda Karaman ve ekibinin yönetimden düşürülmesi istemiyle, Olağan Üstü Genel Kurul talebinde bulunur.

Konu ve ortalık iyice karışır…

Sevgili okurlar, bu noktada meselenin daha iyi anlaşılabilmesi için kısa bir bilgi vermem doğru olacak. Hikaye 2006 yılında başlıyor. Mülkiyeti Van Ticaret Borsasına ait 4000 dönümlük tarım arazisi, VOTAŞ isimli yeni kurulan yerli şirket tarafından, “bedeli ödenerek” 49 yıllığına yani 2055’e kadar kiralanıyor.

Kiralama sözleşmesine 9 tane kapı gibi madde konuluyor. Arazinin başka bir amaçla kullanılamayacağı ve zinhar başka birine devredilemeyeceği kayıt altına alınıyor. (Madde 7)

Kollar sıvayan şirket, makine ekipman satın alıyor, Milyonlar harcayıp sulama sistemleri kuruyor, binlerce dönümde yem bitkisi yetiştiriyor, ahırlar inşa ediyor, yüzlerce baş hayvan satın alıyor, meyve ağaçları dikiyor, sebze meyve yetiştiriciliğine başlıyor. Birkaç yıl sonra girdiler uçunca, zarar eden hayvancılık faaliyeti askıya alınıyor. Tarımsal üretim devam ediyor.

Sürenin dolmasına daha 30 yıl varken, günün birinde VOTAŞ yönetimi Van Valiliğine çağrılıyor ve önlerine bir protokol konuluyor. Arazinin üzerindeki varlıklar ve makine ekipmanlarla beraber, yıllık 5 Milyon TL bedelle, (neti yaklaşık 3 Milyon’dur) Kırmızı Et Üreticileri Birliğine devredilmesi isteniyor.

24 yıl sonra arazinin ve makine ekipmanın ne hale geleceği belli olmaz, ancak bir hesap yaptım, mevcut tabloya göre; şirketin 1 hissesine sahip olan herhangi bir ortak, aylık yaklaşık 119 TL gibi komik bir gelir elde edecek. En yüksek hisse satın almış olan 40 hisse sahibi ortak ise, 4.760 TL.

Bu hesabı benim aklım almadı… Sanırım epeydir geceleri rahat uyku uyumamış olan VOTAŞ yönetimi de, aynı sebeple protokolün iptali için yasal olan “vazgeçme haklarını” kullanarak, konuyu mahkemeye taşıdı.

Ve fakat;

Protokolün muhatabı olan Kırmızı Et Üreticileri Birliği ile beraber, VOTAŞ’ın ortağı, yüzde 10 hisseye sahip Kayyum yönetimindeki Van Büyükşehir Belediyesi harekete geçiyor. Tüm ortakların hisselerini 24 yıllığına komik bir bedelle kiralaması için ısrar ediyor. Yönetim kurulunu düşürmek için çalışıyor.

Anlaşılır gibi değil maalesef…

Ha bu arada, protokol yukarda bahsettiğim VOTAŞ ile Van Ticaret Borsası arasındaki o ilk sözleşmeye ve aynı zamanda Türk Borçlar Kanunu’na aykırıdır esasında. Ancak nihayetinde Adli makamlar son sözü söyleyecek. Hep birlikte bekleyip göreceğiz…

Gelelim meselenin üzücü yanına…

VOTAŞ ile Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri arasındaki çekişme nasıl neticelenir bilemem. Ancak eskiden hayvancılığın başkenti olan ve bir türlü ilkel metotlardan kurtulup modern hayvancılığa geçişi becerememiş olan Van’da, Belediye Başkanlığımızın, paydaşı olduğu bu araziyi, devretmekte ısrar yerine, fırsata dönüştürmesini beklerdim.

Hayvancılığı ayağa kaldıracak projeler üretmesi, kent ve taşra arasında köylü vatandaşın dahil olup gelire kavuşabileceği bir bağ inşa etmesi, verimli hayvan ırklarının yetiştiriciliğini sağlaması, et ve süt tesislerinin kurulmasına öncülük etme gayreti içinde olması, üretime, istihdama katkı sağlayacak işlere imza atması gerekirdi. Bunun yerine VOTAŞ arazisini neredeyse yok pahasına Kırmızı Et Üreticileri Birliğine devretmek istemesi hem anlaşılmaz, hem üzücüdür. Anlayan varsa lütfen bana da izah etsin, beni bu ızdıraptan kurtarsın.

Son olarak;

Malûmunuz, Van olarak, bu yıl kişi başına milli gelirde TÜRKİYE SONUNCUSU, yani en fakir şehir olmuştuk! Bence bu kafayla değil Türkiye’nin, Afrika’nın en yoksul kentinden bile daha yoksul olabiliriz, vesselam…