İnsanlar yaşadıkları şehirleri kendilerine benzetirler… Tıynetleri ne ise, şehirleri de onların özeti, ortalaması olur.
Tabi bunu derken, kimse yanlış anlamasın! New York’tan, Londra, Paris’ten ya da işte bizim Mersin, Antalya, Bursa, Trabzon, Samsun, Adana, Antep, Diyarbakır ve ya Batman’dan bahsetmiyorum.
Bizatihi Van’dan bahsediyorum!
*****
Uçak seferlerimiz durdu, havalimanımız 2-3 ay kapalı!
Şehir içi trafiği aldı başını gitti, vatandaş gidemiyor!
Otopark yok, cadde yok, sokak yok, yol yok, su yok, imar yok, çevre yolu yok, yatırım yok, fabrika yok, eğitim yok, sağlık yok, tarım yok, hayvancılık yok, iş yok, aş yok, temizlik yok, kültür yok, sanat yok, düzen yok…
Ne var peki?
Çöp var…
*****
Ahali; burnunu, orasını burasını sildiği peçetesini, içtiği suyun pet şişesini, meşrubatın kutusunu, zıkkımlandığı püskevitin ambalajını, sigara izmaritini, çerini çöpünü sokağa-caddeye fırlatıyor. Çoluk çocuğu arabasının camından dışarı savuruyor!
Şehir içinde, cadde, sokak, kaldırım, mahalle araları, köşe bucak, her yer çöp. Piknik alanları, bağ, bahçe, dağ, bayır, poşetler, petler, şişeler, yemek artıkları, sebze meyve atıkları, kavun karpuz kabukları, bez parçaları, bebek bezleri, envai çeşit eski ayakkabı, terlik, giysi, kağıt peçete, gazete atıklarıyla dolu. Nerdeyse adım attığımız her yerde çöpe basacak hale geldik. Günün birinde gırtlağımıza kadar çöpe batacağız…
Ne var? Rezillik, iğrençlik, utanç vericilik var.
Ha diyeceksiniz ki, çöp toplamakla sorumlu kurumlar işlerini adam gibi yapmıyorsa vatandaşın ne günahı var? O da doğru.
Ama bir yere kadar! Her yeri durmadan kirleten yüz binlerce insan varsa bir şehirde, hangi kurum, hangi güçle, nasıl baş edebilir?
Şimdi bu rezilliği yapanlara normal vatandaş, kurumlara da çalışmıyor mu diyeceğiz?
Özalp yolu üzerindeki Van çöplüğünde kamyon kamyon çöpler etrafa saçılmış durumda. Sözde vahşi depolama alanına dönen Entegre Katı Atık Tesisi’nin çevresi inşaat hafriyatı, hayvansal atıklarla ultra vahşi alana dönmüş durumda!
*****
Bu arada çöpten ve iğrençlikten bahsetmişken, o muhteşem Arıtma Tesisimizden ve Vangölümüzün o muhteşem kıyısından bahsetmemek olmaz!
Bakın mesela arıtma tesisine. Koca tesis kimseyi tınlamadan çalıştırılmayabiliyor! Günün önemli bir kısmında şartelleri indiriveriyor, salıyor b..k kokusunu mahallenin üzerine. Değil mahalleden, şehirlerarası caddeden geçerken mide bulantısından kusacak gibi oluyorsunuz, akciğeriniz ağzınızdan çıkıyor. (Mahalleliye Allah sabır versin)

Ya Vangölü sahili? Hatırlarsınız, çok değil 25-30 yıl önce sülalecek toplanır Fidanlık veya İskele sahiline piknik yapmaya, yüzmeye giderdik. O berrak suyun içindeki renkli renkli, ışıl ışıl taşlardan toplar, bütün gün ağzımıza burnumuza kaçan sodalı tuzlu suya rağmen, yüze yüze kendimizi harap ederdik. Yine de doymazdık.
Şimdi cesaretiniz varsa gidip bu suya sadece ayağınızı sokun bakalım.
Bu gün aşağı yukarı MTA’nın oralardan Havaalanı civarına kadar, göl suyu katrana, zift rengine dönmüş durumda. Yine mide bulandırıcı kesif bir lağım kokusu var, yaklaşmanın imkanı yok!
Ne var peki? B..k kokusu var…
*****
İyi insan, eğitimli, bilinçli iyi yurttaş yetişmezse bir şehirde, çevre bilinci de yetişmez, tepki koyacak insan da yetişmez, kurumları çalıştıracak güç de oluşmaz, doğayı da koruyamazsınız. Doğaya, çevreye, manevi değerlere sahip çıkamazsınız.
İyi mühendis yetiştiremezseniz, depreme dayanıklı binalar yapamayacağınız gibi. İyi öğretmen yetiştiremezseniz iyi nesiller yetiştiremeyeceğiniz gibi, iyi çiftçi yetiştirmezseniz tarımda başarılı olamayacağınız gibi.
Normal şartlarda normal insanlar, bırakın çevreyi-doğayı kirletmeyi, kirletenin karşısında dururlar.
Binaenaleyh çevreyi kirletmek, yüz kızartıcı ahlak suçlarından biridir. Ahlaklı bir insanın çevresine zarar vermesi, kirletmesi mümkün olabilir mi?
“Van’daki çevre hassasiyetini haiz insanları tenzih ederek ve onların affına sığınarak” yazdığım bugünkü bu yazıda; modern şehrimizin modern insanlarından, düzeninden, yaşanılabilirliliğinden, kültürel, sanatsal ve bilhassa iktisadi başarılarından, üretmeye başladığı son endüstriyel ürünün ulusal ve uluslararası pazarlardaki rekabet gücünden veya bu yılki turizm gelirlerimizin bir önceki yıla göre nasıl arttırabileceğimizden falan bahsetmek isterdim.
Ama bu sadece bir hayal! Bize kalan her yönüyle batmış bu şehrin çöpünden, tam olmamış insanından bahsetmek…
Aaah, Ah…